PASAPORT

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

sudiUçağa adım atar atmaz “Türk Havayollarının” çağ atladığını gördüm. Daha önce Rus Havayoluyla da seyahat etme şansım olduğu için bu kıyaslamayı yapıyorum.
İki hafta önce yaylaya doğru giderken gördüm Kuşyuvası tünellerini ve yol çalışmalarını. Öncesinde o uçurumun yanından geçmeyi bırak bakamazdım bile.
Diğer kentlere yaptığım yolculuklardan biliyorum “Yollarımız gerçekten on numara” inkâr etmenin bir yararı var mı?
Silahlarımızın bir kısmını kendimiz üretebiliyoruz.
Son 10 yılda el konulanlar hariç bir tane bankamız batmadı.
Adaletsiz bile olsa milli gelirdeki artışı görmezden gelebilir miyiz?
Tüm bunları ve buna benzer başarıları %50 gibi ezici bir çoğunluk iktidar hanesine yazdığı içindir ki 14 yıldır ülke yönetimindedirler.
Kısacası 14 yılda yapılan doğrularda yanlışlarda bu iktidarın hanesine yazılmıştır.
Ancak; Özellikle terör olaylarında ki artış ve kitlesel katliamlara ulaşan patlamalara karşı ve ülke güvenliğine karşı işlenen suçları önlemekte sınıfta kaldık..
Bu konuda yapılan eleştirileri “devlete” yazıp hizmetleri “kendine” yazmak haksızlıktır. En küçük bir eleştiriye dahi tahammülü olmayan iktidarın artık yorulduğunu ve ipin ucunu kaçırdığını düşünüyorum.
Sadece iktidar mı?
Muhalefet ondan daha yorgun görünüyor. Haziran ayından beri süregelen olayların “400” vekil şartıyla çözüleceği tehdidinde bulunanlar “hala rakam konusunda ki ısrarından dolayımı her şey çığırından çıktı?”.
Ankara’da devletin kalbinde patlatılan bombayı kime yazalım.
Bu ülkenin istihbaratının tamamı mı paralelciydi ki sistem çöktü?
Ergenekon ve Balyozla kafeslenen ordu çok mu zayıf düştü? Kaldı ki bir dönem babanın çocuğunu “Ergenekoncu musun lan?” diye azarlayacağı kadar moda olan ve yüzlerce subayın suçsuz yere hapishanelere atıldığı ana davanın bir kumpas olduğunu, kandırıldıklarını bizzat Cumhurbaşkanı itiraf etmedi mi?
Tamam, yollar yaptılar.
Alkışlıyorum.
Başarı hanelerine bir artı koyalım..
Peki, bu iktidardan önce “İran, Suriye, Libya, Mısır, Rusya, İsrail, Çin, ABD, Irak” gibi ülkelerle ne sorunumuz vardı?
Bir tek Yunanistan’la it dalaşına giren savaş uçaklarını konuşur unuturduk.
Tecrübeli dış politika uzmanlarıyla “ey Monşerler” diye dalga geçmenin faturasıdır bunlar.
“Ey Esed, ey Amerika, ey Putin, ey PKK, ey YPG, LPG” diye haykırıp “Muhtar tavlamak” elbette başka ama icraata bakalım mı?…
Son 5 ayda başkentinde iki patlama ve 200 can yok olmuş.
“Bunu yapanlar amaçlarına ulaşamayacak” nutukları boş zarfta mektup aramaya benzer. Adam gelmiş bombayı patlatıp benim halkımı katletmiş ki zaten onun tüm amacı buydu.
Bir devletin sınırı onun namusudur.
Cebinize pasaportunuzu alıp herhangi bir ülkeye gidin bakalım, sizi tepeden tırnağa incelemeden, belinizdeki kemeri dahi çıkartıp aramadan içeri alıyorlar mı?
Önüne gelene sınırlarını açarsan denetim yapmazsan, hangi hastalığı taşıyor bilmezsen ve bu insanları sokağa bırakırsan yarın başbakanlık binasını bile koruyamazsın.
Kim yaptı?
Ne fark eder?
Kimin yaptığından çok neden önlenemedi-yi tartışalım..
Hani bizden habersiz Ortadoğu’da yaprak kıpırdamayacaktı?
Bu MİT başkanı ne iş yapar bilen var mı?
Bu işler sosyal medyada sevdalılar fanı kurup 1990 yıllarından kalma terörist resimleri paylaşmakla olmuyor.
29 Ekimde törenlerle Suriye’ye gönderilenler bugün düşmanımız oldu.
Dün sempatik gelen IŞİD ülkemizi tehdit ediyor.
Akşam beyaz yatıp sabah zenci uyandığımız bir dış politikamız var.
Suriyeli mültecilerin artık Suriye sınırında istihdam edilmesi gerekir.
Yurtiçindekilerin rehabilitasyona tabi tutulup suç işleme potansiyeli olanların sınırdışı edilmesi lazım.
Özellikle büyükşehirlerde çeteleşen mülteciler vatandaşlarımızı canından bezdirdi…
Ve en önemlisi böyle bir belayı kim hangi öngörüyle başımıza getirdi onu konuşalım..
 

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Mahmutlar Haber, En Güncel Haberler, Son Dakika - MahmutlarPost ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!